Zaman Makinesi: Orta Asya #2

Selam Sosyal Çocuk! ilk yazımızda seninle Orta Asya hakkında kısaca konuşmuştuk! İlerleyen bölümlerde sana Orta Asya ile ilgili daha fazla bilgi vereceğimden bahsetmiştim! Öncelikle şimdiden çok daha geriye, çok daha eski bir zaman gittiğimizi unutma! Birçok şey o zamanlar bambaşkaydı! Çocukların yaşantıları, aile hayatı, sosyal yaşam hepsi bugün senin alışık olduğundan daha farklıydı! Çocuklar, senin yaşlarına gelmeden okula değil, at binmeye gidiyorlardı! Onlar için okul, uçsuz bucaksız Orta Asya bozkırlarıydı! Hayata dair her şeyi o uzun düzlüklerde öğreniyorlardı!

Orta Asya’nın İklimi ve Yaşantısı

Orta Asya’nın çoğunluğunda çöl iklimi görülür! Yer yer de karasal iklim özellikleri görülen bölgeler vardır! Kısaca bu iki iklim türünün özelliklerini aşağıya şöyle sıralayabiliriz!

Çöl İklimi:
– Bitki örtüsü olarak savan ve otlaklar oldukça sık görülür. Savan, orta boylu sarı renkteki çayırlara verilen bir isimdir. Oldukça kurak olan yani yıl boyunca yeteri kadar yağış/yağmur almayan bu topraklar pek verimli topraklar değildirler!
Çöl ilkimi görülen bir yerde tarım yapmak pek kolay değildir! Çünkü yukarıda bahsettiğimiz gibi hem kurak iklim şartları hem de aşırı sıcak ve soğuklar bu bölgede tarım yapmanızı zorlaştırır!

Çünkü unutma: her canlı yaşamak için kendisine uygun şartlara ihtiyaç duyar! Bitkiler, meyve ağaçları ve diğer tüm tarım ürünleri de bir yerde yetişebilmek için kendilerine uygun hava sıcaklıklarına, yağışlara ve topraklara ihtiyaç duyarlar.

orta asya toprakları ve atlar!



Karasal İklim:
– Daha önceki bilgilerine hâlâ hakimsen eğer karasal iklimin Türkiyede en yaygın olarak görülen iklim olduğunu hatırlıyor olmalısın!
– Bu iklimin bitki örtüsü de ilkbahardaki yağışlarla yeşeren, yaz sıcaklarıyla kuruyup sararan kısa boylu otlardan yani bozkırlardan oluşuyor!
– Karasal iklim görülen topraklarda da her istediğin tarım ürününü maalesef yetiştiremezsin! Çünkü yaz boyu kurak, kışları ise soğuk ve genelde kar yağışlı olan bu iklim bölgelerinde tarım ürünleri ihtiyaç duydukları ideal ortamı bulamayabilir! Bu yüzden bu bölgelerde yalnızca kuraklığa dayanıklı (yani çok sulama istemeyen) ve soğuğa karşı dayanabilen tarım ürünleri yetiştirilebilir!

Bu iki iklim özelliğinin yanında Orta Asya toprakları uçsuz bucaksız ovalardan oluşmaktadır. Bu ovalar birçok büyük dağ ile çevrili olsa da Orta Asya’da genel anlamda düzlükler hakimdir! Ve bu sebeple ilk Türkler, Orta Asya’nın bu uçsuz bucaksız düzlüklerinde kendileri için çok çok büyük bir öneme sahip olan bir hayvanı evcilleştirerek, her işleri için onlardan yararlanmışlardır!

Evet, evet! Hangi hayvan olduğu yukarıdaki cümleleri okurken senin de aklına geldi biliyorum!
Atlardan bahsediyoruz!
Kaşgarlı Mahmut’un At, Türk’ün kanadıdır” diyerek Türkler için ne kadar önemli bir hayvan olduğunu vurguladığı atlardan!
Atlar, Türkler için o kadar önemliydi ki at üstünde yaşarlar, yerler, savaşırlar, göçerler ve hatta uyurlardı! Evlerini, yani çadırlarını atlarının sırtına atar bir başka yere göç ederlerdi! Bunun yanında Türkler göçebe bir hayat yaşadıkları için tarım yapmaları pek de mümkün değildi!

Bugün hâlâ Orta Asya topraklarında at çok değerli bir hayvan! Bugün hâlâ küçük çocuklar erken yaşlarda at binmeyi öğreniyorlar! Aşağıya senin için çok güzel, dünyaca ünlü bir at türü olan Ahal Teke atlarından bir fotoğraf bırakıyorum! Sence de çok güzel değil mi?

ahal teke, türkmen atı


Türklerin ilk zamanlarda tarımla uğraşmama nedeni ne olabilir biraz düşünmek ister misin?

Tarımla uğraşmayan Türkler, bunun yerine kendilerine besin sağlayacak olan hayvancılık faaliyetleriyle uğraşmışlardı. Kendileriyle birlikte istedikleri yere götürebilecekleri küçükbaş hayvanlar sayesinde kendilerine et, süt, yoğurt gibi ürünler bulabiliyorlardı! Hatta bu hayvanların yünlerinden ve derilerinden de yararlanan Türkler dokumacılıkta da çok ileriydiler! Aşağıdaki resimde Türklerin yaklaşık 2300 sene önce yaptıkları bir halıyı görebilirsin! Halının adı Pazırık Halısı, Türklerin yaşadığı coğrafyada yapılan bir kazıda ortaya çıkartıldı! Ve bu halı nerede bulundu biliyor musun?
Bir kurganda! Kurgan neydi? Hatırlayamadın mı? Kısaca açıklayalım!
Kurgan, eski Türklerin ölülerini, onlara ait olan eşyalarıyla birlikte gömdükleri oda mezarlardı! Çünkü Türkler ölümden sonra yaşama inanıyorlardı! Ve tekrar dirildiklerinde kurganlarındaki eşyaları kullanabileceklerini düşünüyorlardı!

pazırık halısı

Bunun dışında Türklerde de bizdeki gibi bir cennet ve cehennem inancı vardı! Ama onlar cennete uçmağ cehenneme ise tamu diyorlardı! Yani ölümden sonraki yaşama onlar da inanıyorlardı! Türkler şu an bizlerden farklı olarak Göktanrı inancına bağlıydılar! Gökte var olan tek bir tanrıya inanıyorlardı! Ve hatta devletlerini yönetirlerken kendilerine bu yönetme yetkisinin Göktanrı tarafından verildiğine inanıyorlardı! Bu inanca da bizler bugün kut inancı diyoruz! Kut inancına göre devleti yöneten kişi bu yetkiyi Göktanrı’dan aldığına ve kanının artık kutsal olduğuna inanırdı! Bu sebeple o öldüğü zaman devleti yönetme yetkisi aynı kanı taşıyan oğullarından birine geçerdi! Yani devleti yönetme şekli babadan oğula geçecek şekildeydi!

Türkler’e dair konuşmaya devam edeceğiz! Çünkü biz millet olarak binlerce yıldır var olan bir milletiz! Dünya’nın birçok bölgesine göç etmiş ve devletler kurmuş bir milletiz! Bu devletlerden de seninle sırasıyla bahsedeceğiz! Bir sonraki yazımızda Orta Asya’da kurulan ilk Türk devletlerinden bahsetmeye başlayacağız! Türk tarihi çok geniş bir tarih! Bunu hiçbir zaman unutma! Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne gelene kadar onlarca farklı devlet kurmuş bir milletiz! Hepsinden haberdar olacağız, evet birlikte!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir